Zekaya Bir Bakış

Yaşayan sekiz milyardan fazla insanın ortak hatası, atalarımızdan daha zeki olduğumuza inanmak. Her yeni jenerasyon bir öncekini küçümser, bu biraz da büyüklerin “Zamane gençleri, biz bunların yaşındayken böyle miydik?” klişesinden de besleniyor, bir çeşit aşk-nefret ilişkisi. Bu küçümseme o kadar derin ki, Nikola Tesla’nın ya da Einstein’ın nasıl bu kadar zeki olduğuna hayret ederiz, Piramitlerin inşa edilmesi hepimizi şaşkına çevirir, açılar arasındaki hata bir santimden az ve hiçbir teknik ekipman icat edilmemişken! İşi ileri götürüp hiyerogliflerde uzaylı kanıtı arayanlardan tutun, yok olan medeniyetlerin helikopterlerini gün ışığına çıkartan bilim meraklılarımız! Esasında farkında olmadan medeniyetler kuran zeka açıkça küçümsenir. Belki de hata zekayı tek başına konumlandırmak. Karşısında devasa bir denge taşı duruyor; içgüdü. Neil deGrasse Tyson, bir programında “Birçok sorunu çözüyoruz ama zekanın neden var olduğunu henüz anlayamadık; belki de insan, zeka için bir araçtır.” Benzeri bir açıklama yapmıştı. Zekanın insanüstü olduğunu ve gerçek amacı için yıldızlar arası yolculuğa çıkması gerektiğine yönelik bir atıfta bulunmuştu. Bu konuşmayı yaptığında yapay zeka henüz bu kadar hayatımızda değildi. Tyson gibi niceleri, insanın bir araç, zekanın da tam olarak neden kullanılacağını bilmediği bir amaç olduğunu düşünüyor. Bu nokta bilimden biraz kopup felsefi olarak çözülemeyen Zen bilmeceleri gibi; “Bir ormanda ağaç devrilir ama bunu duyacak ya da görecek hiçbir canlı yok, peki bir ağaç gerçekten devrildi mi?” Vahşi yaşam düşünüldüğünde esas olan içgüdüdür. Bir kurt sebep yoksa çatışmaya girmez, yaralanırsa güçsüz düşer ve av olur. Acıktığında güvenli kaynağa yönelir. Zekası ile bir av karşısında çatışma için risk ve sonucu analiz eder. Ormanda bir yırtıcı için, bakım yok, pansuman yok, acı kesen ilaçlar yok, kanamayı durdurmak yok, yardım yok. Tüm bunlar zeka ile şekillenen medeniyetin bir parçası, kurt bunları bilmiyor ama hata yaparsa öleceğini biliyor. Medeniyet kurmadan önce insan çok uzun yıllar içgüdüleri sayesinde hayatta kaldı. Acı yoksa kazanç yok deriz bazen. Sadece medeniyet için geçerli bir metafor. Bu düşünceye sahip bir kurdun hiç şansı olmazdı. İnsan ise medeniyet içinde bu sınırı bilinçsizce zorluyor. Hiyerogliflere bakıp uzaylı gören insan kolaylıkla verdiği kararlarında çelişiyor. Belki zekayı fazla önemsiyoruz, omuzlarında yükseldiği medeniyet ile uyum sağlayamayan içgüdü olabilir. İçgüdünün siz zeka ile oynarken, kıskançlıkla kapı aralığından seni izlediğini düşün. Sonuçları, katliam, savaşlar, bireysel çıkarlar ile alınan yanlış kararlar olurdu. Tanıdık geliyor mu? An’da kalın.
← Blog'a dön